Posta - Sevim Büyüktaş Demir - 13 Aralık 2025 - https://www.posta.com.tr/egitim-kariyer/akran-zorbaligi-neden-bitmiyor-2943704
“En zeki çocukların okuduğu okulda nasıl olur?” sorusu herkesin aklında… Oysa bu soru, bizi meseleden uzaklaştırmak yerine tam kalbine götürüyor. Zorbalık, zekâ ya da başarıyla değil; duygusal yetkinlik, sınır bilme, empati gelişimi ve yetişkin rehberliğiyle ilgilidir. Türkiye’de eğitim sistemi yıllardır akademik başarıyı merkeze alırken, çocukların duygusal gelişimini, sosyal becerilerini ve kriz yönetimi kapasitesini ikinci plana itiyor. Öğrenciler sınavlarda rekabet etmeyi öğreniyor ama ilişki kurmayı, çatışmayı çözmeyi, öfkesini yönetmeyi, sınır çizmeyi ya da karşısındakinin sınırına saygı duymayı pek öğrenemiyor. Yatılı okul ya da geleneksel hiyerarşik yapılarda yetişkin denetimi zayıf ve ‘böyle gelmiş böyle gider’ anlayışı hâkimse, zorbalık bir kültüre dönüşebiliyor.
ZORBALIĞI BESLEYEN İKLİM
Akran zorbalığının temelinde çoğu zaman ‘güç dengesizliği’ yatıyor. Fiziksel güç şart değil; grup baskısı, sosyal hiyerarşi, yaş farkı, ekonomik veya kültürel üstünlük algısı bile güç olarak kullanılabiliyor. Bazı köklü okullarda ‘abi-kardeş ilişkisi’, ‘üst sınıf-alt sınıf düzeni’, ‘yatılı kültürü’ gibi kavramlar, denetimsiz bırakıldığında baskıya dönüşebiliyor. İlk bakışta masum bir gelenek gibi görülen birçok uygulama, zamanla bir gruba güç, diğerine boyun eğme rolünü yükleyebiliyor. Bu roller yerleştikçe de zorbalık sessizce sistemleşiyor. Tüm bunların üzerinde bir de ülke olarak içinde bulunduğumuz genel şiddet iklimi var: Sosyal medyanın hoyrat dili, aile içi iletişim tarzı, sokaktaki öfke kültürü… Çocukların gördüğü her şey, okulda kurdukları ilişkilere de yansıyor. Eğer bir toplumda öfke kolayca ifade buluyor, saygı geri planda kalıyorsa; okulda zorbalığın ortaya çıkması şaşırtıcı olmuyor. Sonuçta zorbalık, iç içe geçmiş çok sayıda faktörün birleştiği bir davranış biçimi.
KÖY OKULLARINA CAN SUYU
Türkiye’nin köy ve kırsal mahallelerinde yaşayan çocukların nitelikli eğitime erişimini desteklemek amacıyla kurulan Köy Okulları Değişim Ağı (KODA), dokuzuncu yılı kapsamında 2016’dan bu yana yürüttüğü çalışmaları ve etkisini paylaştı. KODA Kurucusu ve Genel Koordinatörü Mine Ekinci, köy okullarına yönelik bakış açısının değişmesi gerektiğinin altını çizerek, “Türkiye’de köy okulları deyince yardım işleri akla geliyor. Çocukları destekleyen öğretmenlerin, ebeveynlerin ve dışarıdan katkı sunan gönüllülerin olması onların hayatını değiştiriyor. KODA tam da bu anlayışla kuruldu” dedi. KODA bugüne kadar köy öğretmenlerini, öğretmen adaylarını ve ebeveynleri güçlendiren birçok program yürüttü. Öğretmen Toplulukları Programı 28 bölgede 3 bin 446 öğretmene ulaştı. Bir öğretmen, “Çocukların meraklı bakışları beni motive ediyor; kurduğumuz bağ mesleki yolculuğumu güçlendiriyor” diye konuştu. 6 Şubat depremlerinin ardından hayata geçirilen Afet Sonrası Kırsalda Eğitime Destek Programı ise 25 bölgede eğitim ortamlarının yeniden güçlenmesine katkı sağladı. Programdaki bir öğretmen, “Karşılaşacağım sorunların üstesinden nasıl gelebileceğimi öğrendim. Öğretmenliğe daha güçlü bir adım attım” dedi.
9 YILDA TOPLAM 107 BİN ÖĞRENCİ
KODA’nın üniversitelerle yürüttüğü Köye İlk Adım Programı da her yıl genişliyor. Bu kapsamda 27 üniversiteden 2 bin 435 öğretmen adayı mezun olmadan köyde öğretmenlik deneyimi yaşadı. Bir katılımcı, “İlk kez öğrencilerle öğretmen olarak yüz yüze geldim; köy okullarına bakışım tamamen değişti” ifadelerini kullandı. Dokuz yılın sonunda oluşan etki oldukça geniş. KODA’nın programları bugüne kadar 107 bin çocuk, 9 bin öğretmen ve öğretmen adayı, 1500 ebeveyn ve 2 bin 500 köy muhtarına ulaştı.
YENİ EĞİTİM PROJELERİ
KODA, 10’uncu yılına ilerlerken etki alanını genişletecek yeni adımlar da planlıyor. Köyde Eğitime Destek Kutusu, öğretmenlerin sınıf içi materyal ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlarken; Çocuk Dostu Açık Hava Öğrenme Alanları, çocuklara sosyal-duygusal ve deneyimsel öğrenme fırsatları sunmayı hedefliyor. Ayrıca ‘Öğrenmeye Köyümüzden Başlayalım’ programıyla yer temelli öğrenme yaklaşımı yaygınlaştırılarak çocukların yaşadıkları çevreyi bir öğrenme kaynağına dönüştürmesi desteklenecek.